Yeni Güncel Alanya
Güncel Alanya Haber

Kendinden kaçarken
Gizlersin gizlerini
Tanıdık bir ezgi
Tutuklar seni kaçamazsın
İçinde idamlar yaşarsın
Celladi sözler
Ritim darağacı
Urganda acıların.

Bir iddiada kazanılmış yemek için arkadaşlarımla şehrin yeni yerleşim yerinde açılmış şık bir restoranda akşam saat; 8.30 da görüşmek üzere iş yerinden beraber çıktık. Eve geçip günün yorgunluğunu atmak ve biraz dinlenip akşam yemeği için kararlaştırdığımız mekâna gitmek için saat; 8.00 ‘de evden çıkmaya karar verdim.

Restoranı bulmak çok zor olmadı bulvar üzerinde ben buradayım dercesine içerdeki ve dışardaki ışıkları ile siyah kaplı geniş camekân camlar. Camlar önünden gecen ışık kaynağı ne varsa ışıklarını emerek zümrüt yeşiline dönüşmüş renkle karşımdaydı. İçeri girdim arkadaşlarıma baktım henüz gelen olmamıştı garson rezervasyonunuz var mı diye sordu. Evet dedim ve bize ayrılan sahneyi tam cepheden gören masaya geçtim.

Masadan mekânın tümü görünüyordu karşımda küçük bir sahne, sağ tarafımda modern bir şekilde tasarlanmış bar. Barın önünde yüksek tabureler ve gayet janjanlı çeşit, çeşit bardaklar genç atletik, saç kesimi farklı bir barmen, sol tarafımda ocak başı etrafında küçük iskemleler, etrafı beyaz mermerden çevrilmiş ve masa üstünde sadece rakı bardakları. Her şey yeni sadece ocak başında yaşlı, hayatın tüm zorluklarını yüzünde taşıyan, aşçı eski gibi. O da siparişleri yetiştirmenin telaşı içinde dar bir alanda panik halinde çalışıyor. Sahne arkasındaki duvarda; Senin Sesin Güzel Bir Otuzbeşlik Söyle de İçelim diye yazan bir yazı.

Mekân yavaş yavaş dolmaya başladı çok geçmeden iki arkadaşımda beşer dakika ara ile geldiler. Masaya üç servis açıldı siparişler verildi rakı ile tatlı bir sohbet başlamıştı. Müzik hafif hafif kulakları tırmalamadan, biraz da pasını alarak hoş huzur veren biri erkek biride kadın iki mahalli sanatçı tarafından bazen düet bazen de solo olarak sahneyi paylaşılıyordular. Ta ki o ezgimi, tınımı, ritmi mi, şarkımı, türkümü her neyse çalana kadar. Ahmet KAYA’NIN 1990 yıllında Sevgi Duvarı kasetinde okuduğu Kendine İyi Bak şarkısına kadar. Zaman durmuş etrafımdakiler taş kesilmiş kimseyi görmüyor, sesler duyulmuyor, hiçbir şeyi hissetmiyor kendimi idama mahkûm edilmiş aşk suçlusunun celladı tarafından darağacına çıkan yol gibi içime, içime yol alana kadar. Her kesin bir geçmişi var, birde o geçmişte geçmemişi.

1990 yılında üniversitede tanışmıştık ortak şarkımız slogan gibi her ayrılışımızda beraberken de birbirimize söylediğimizdi kendine iyi bak beni düşünme diye. İşte mekânda bu çalıyordu yokluğundan beri dinlememiştim hep bu acıdan kaçmıştım tam 30 yıl bu korkuyu kendimle gittiğim her yere götürdüm işte şu an onla yüzleşiyorum titremem bir şey değiştirmeyecek korkum sahnede. Şarkının sözleri ile içim, içten düşmeye devam ediyordu.
Sevmiştik birbirimizi okulun üçüncü senesinin yaz tatilinde memlekete evlerimize gidecektik. Akşam 9.30 ‘da otogardan yolculadım onu kendine iyi bak beni düşünme diyerek vedalaştık. Bir gün sonrada ben kendi memleketime evime gidecektim. Karar almıştık ailelerimizle ilişkimizi paylaşacaktık.

Ama olmadı otobüs varması gereken terminale değil de güzergâhında olmayan bir terminale bırakmıştı. Ölüm soğuk, yakışmamıştı ona. Herkes kendi cehennemini yaşar, bende kendi cehennemimin minik bir kesitini yaşamaya başlamıştım yokluğu ile.

Bırakmıştı yolcusunu son terminale istemesem de, kabul etmesem de, isyan etsem de, içim canım acısa da.
Toprağa beyazlar içinde sunulmasına yetişmiştim.

Herkes gittikten sonra yanına gittim oturdum uzun, uzun baktım yazması bağlanmış taşa, nasıl uyuyacak bu akşam burada tek başına yerini yadırgar korkar üşür, ürperir diye, kendi kendime konuşuyor ve kabullenmek istemiyordum sonsuzluk uykusunu. İlk gecesinde sonsuzluk mekânında onla uyuyacaktım. Onun üstündeki yorgan misali toprak, benim altımda yatak, usulca örtmüştü üstümüzü asude karanlık.

Sahnedeki korkum dağıtmıştı beni üç yıl yaşadığımı otuz yıl geçmesine rağmen unutamamışım.
Yüreğimizde uyuttuğumuz acılar ve sevgiler bir ezgi ile obje veya anıda, beklemediğimiz yer ve zamanda çıkar karşımıza uyandırır ölmediğini hatırlatır bize. Kendine İyi Bak…

error: Content is protected !!